Başlığa baktığınızda belki de bazılarınıza hiçbir şey ifade ettirmeyen Bologna Üniversitesi, dünyada kurulan en eski üniversite olmanın yanı sıra, kurulan ilk üniversite unvanına da sahiptir. Şimdi sizlere bu üniversitenin tarihinden bahsedeceğiz.

Dünyanın en eski üniversitesi olarak kabul gören ve halen faal bir devlet üniversitesi olan Bologna Üniversitesi (Latince ismi ile Alma Mater Studiorum), adı üstünde İtalya’nın Bologna şehrinde, tarihçiler tarafından belirlendiği üzere 1088 yılında kurulmuştur. Üniversite sıfatını kullanan ilk eğitim kurumu olması dolayısıyla Alma Mater, yani Besleyici Anne unvanını taşımaktadır.

Çağdaş bakış açısı ve geniş eğitim alanlarıyla Bologna Üniversitesi, Orta Çağ döneminden başlayarak Avrupa’nın geri kalanının tersine, özgür ve bilimsel düşüncenin İtalya’daki merkezlerinden biri olmuştur.

Her ne kadar kuruluş tarihinin eski olması dolayısıyla Bologna Üniversitesi’nin kuruluşu hakkında net bir bilgiye ulaşılamasa da (Kim kurdu, ilk hocaları kimlerdi vs. gibi); o dönemde Bologna şehrinin Papalık Devleti’nin hakimiyeti altında olduğu ve o zamanki Papa’nın, 1.Haçlı Seferlerini başlatan II.Urbanus olduğu bilinen en net bilgilerden biridir. Üniversite hakkındaki ilk yazılı belge ise, Üniversite’nin 1158 yılında Kutsal Roma – Germen İmparatoru Frederick Barbarossa’dan aldığı bir yetki belgesidir.

Bilindiği kadarıyla Üniversite’nin kadrosunda ilk olarak hukukçular yer almıştır. Yani üniversitenin ilk eğitim verdiği bölüm hukuk olmuştur. olan 14. yüzyıldan başlayaraksa kadronun genişlediği ve üniversitede mantık, astronomi, tıp, felsefe, aritmetik, retorik, dilbilgisi, teoloji ve çeşitli diller üzerinde eğitim verilmeye başlandığı, bu nedenle de akademik kadrosunun da genişletildiği bilinmektedir. Kesin olan bir diğer bilgi ise Üniversite’nin Rönesans dönemindeki merkezinin Bologna Archiginnasio isimli bina olduğudur. Bu bina ise günümüzde tıp tarihinin dönüm noktalarından biri olan Antatomi Tiyatrosu‘na ev sahipliği yapmaktadır.

15. yüzyıla gelindiğinde ise, aralarında Andrea Alciato‘nun da bulunduğu zamanının önemli hukukçularının bu üniversitede ders vermeye başladığı bilinmektedir. Keza 16. yüzyılda da, doğa bilimleri üzerine Pietro Pomponazzi, Gerolamo Cardano ve Scipione del Ferro gibi isimler, burada ders vermeye başlamıştır. Rönesans Dönemi’nin etkisi sonucunda ise, 17. yüzyılda Carracci, Guido Reni ve Guercino tarafından resim; Ferdinando Bibbiena ve oğlu Antonio tarafından da mimarlık bölümleri üniversite de faaliyet göstermeye başlamıştır. Bu iki alanda çalışan Carlo Francesco Dotti, Alfonso Torreggiani, Donato Creti, Giuseppe Maria Crispi ve Vittorio Bigari gibi birçok yetenekli sanatçı sayesinde de mimarlık ve resim konularında önemli ilerlemeler gerçekleştirilmiştir.

Yüzyıla gelindiğinde ise üniversite akademik olarak iyice gelişerek, matematik kürsüsünü kurmuş ve fizik, cebir, optik ve kimya derslerini bünyesi içine almıştır. Bu kürsüde ise Domenico Guglielmini, Eustachio ve Gabriele Manfredi gibi matematikçi ve astronomlar ders vermiştir. Keza Lacopo Bartolomeo Beccari ve Pier Paolo Molinelli gibi doktor ve doğa bilimcileri de yine bu alanlarda ders vermeye başlamıştır. Görüleceği üzere Üniversite, bilim ve teknoloji konusunda da çağa ayak uydurmuştur. Bu üniversitede Luigi Galvani, öncü çalışmalar gerçekleştirmiştir.

Tarihin sayfalarına kendilerini yazdıran ve bu Üniversite’de eğitimini alan önemli şahsiyetlerden başlıucaları ise şunlardır: Dante Alighieri, Francesco Petrarca, Guido Guinizelli, Albrecht Dürer, Nicolaus Copernicus, Torquato Tasso, Carlo Goldoni.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here