Her insanın yaşadığı bazı ruhsal sancılar vardır. İnsanlar bunları hayatlarına sızdırmadan tutunamazlar. Ümit Yaşar da her şairin yaptığını yaptı, acılarının bir kısmını kağıda dökmeye çalıştı. Pekala yazmasaydı, dünya üzerinde iki kişi asla aynı şeyi hissedemez klişesini nasıl aşacaktık?

Her şeye rağmen bir şeyler yazdım yine
İster yalvarış deyin, ister dert yanış
Bu insan, bu insan ANLAŞILMAMIŞ

Çoğu insan acılarını yazarak anlatır, anlaşılmak isteyenler bunları yayımlar. Birtakım insanlar tarafından anlaşılınca, onların gözünde kurtarıcı yazar oluverirsiniz. Onlara yazdıklarınızla yol gösterdiğinizi düşünürler. Çareyi yazdıklarınızda bulurlar. Çıkmaza girdiklerinde, açıp birkaç satır yazılarınızdan okurlar. Pekala ya siz yazmasaydınız? Okur, o hiç sabahına kavuşamayacağını düşündüğü gece Ümit Yaşar’ın kitabı elinin altında olmasaydı?

Benim de bir insan tarafım vardı
Bakma böyle kötü olduğuma
Benim de dileklerim vardı
Benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan
Yeter artık vurma yüzüme çirkinliğimi
Her gün bir kadın ağlar benim yüzümde
Büyük dertler için benim ellerim
Anlamıyor musun
Sen sevildiğin için güzelsin bu kadar
Ben sevilmediğim için böyle çirkinim.

Bir insanın acısını dindirmenin en cezbedici yönü, aynı acıyı senin de yaşadığını ve bu acıdan nasıl kurtulduğunu ona anlatmaktır. “Ben de senin hissettiklerini hissettim, yaptıklarını yaptım. Sonucunda da bu dizeler çıktı işte. Bak; bunlar da benim ruhsal sızıntılarım.” deyiveriyor dizeler size. Bakın, bunlar da bizim Ümit Yaşar ile aynı şeyleri hissettiğimizin kanıtı:

kuşkonmaz dallarına astım kendimi
sedir ağaçlarına, gül yapraklarına
başımı taşlara vurdum
gözbebeklerimde büyük taşlar parçalandı
tanrısal duygular içindeydim
bütün tanrısızlığımdan uzakta
bir kemiklerinin sertliğini aldım
bir teninin aklığını
sonra sıcaklığını dudaklarının
gel bak
sana bir tanrı getirdim
gel bak
bir tanrı yarattım senden

Yaşadığımız dünyada her zaman sizi anlamış ya da anlayacak birileri vardır sevgili okur. Kitaplara birer şans verin ve benim için aşağıdaki dizeleri hissederek okuyun!

ANKARA DEDİĞİN
Ankara’nın taşına bakacak vaktimiz olmadı
Birbirimizin gözlerine bakmaktan
Kış ortasında bahardan kalmış birkaç gün
Aldık nasibimizi sevgiden, yaşamaktan
Kim bilir ya bir güzel rüya idi gördüğümüz
Ya da bir masaldı yaşadığımız belki
Artık yüzyıllarca böyle sevdayı
Bir daha göremez Ankara şehri
Günlerinde renkten ışıktın gecelerinde
Ki kalan izleridir güzelliğinin
El ele gezdiğimiz caddelerde
Sen artık İstanbul’sun İstanbul’dasın
Ankara dediğin şimdi her zaman
Bir sevdalı şehirdir hatıranla yaşayan

Güzel kalın…

6 YORUMLAR

  1. Keyifle okudum normalde böyle edebiuay dolu yazılar sıkar beni ama sizin yazınız fazla akıcı. Lütfen devamı gelsin. Sevgilerle

  2. Tebrikler okuyucuya verdiğin mesaj tam da yerini bulmuş diye yorumluyabilirim yazını.Yeni yorumlarını bekliyor olacağım.
    Başarılar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here