Activision tarafından yayımlanan ve Troika Games tarafından geliştirilen muhteşem oyunu hatırlıyor musunuz? İlk çıktığı dönemde oyun piyasasında bolca konuşulan bir oyun olan Vampire: The Masquerade – Bloodlines adlı şaheserden bahsedeceğim bugün.

Bu oyunun devamının geleceğini öğrenmemle birlikte heyecanlı bir bekleyişe girmiştim. Hatta devam oyununun çıkacağını öğrenmemden birkaç gün sonra arkadaşlarımla masa üstü rol yapma oyunu oynamak üzere buluştuğumuzda Vampire: The Masquerade – Bloodlines’ı benim kadar seven bir arkadaşıma bu muhteşem haberden bahsetmiş ve onun oyunu çoktan ön sipariş ile aldığını duymuştum. Benim oyun hakkındaki heyecanımı fark etmiş olacak ki, sağ olsun bana da hediye etmişti. Böylece beklemeye başladım. 2020’ye kadar beklemek yetmeyeceği gibi bir de bu oyunun hakkını vererek oynayabilmek için bilgisayarımı biraz yenilemem gerekiyordu. Henüz o evreye gelemedim ama bu oyunun hakkını vererek oynayacağım.

Bu kadar coşkulu olmama şaşırmayınız sevgili okurlar. Vampire: The Masquerade – Bloodlines, World of Darkness adlı FRP dünyasından çıkan bir oyundu. World of Darkness, benim gibi masa üstü rol yapma oyunlarına gönlünü vermiş kişilerin fazlasıyla aşina olduğu bir dünyaydı ve içerisinde Vampire: The Masquerade, Demon: The Fallen, Hunter: The Reckoning ve bunun gibi bir sürü şey barındırıyordu. Bu da zaten aşina olduğum ve sevdiğim bir dünyanın oyununa bayılacağım anlamına geliyordu ki bayıldım da.

Oyunu başlattığınızda aşırı detaylı bir karakter yaratma ekranıyla karşılaşıyorsunuz. Tabii ki aşırı detaylı olarak nitelendirdiğim karakterlerin görünüşlerinin değiştirildiği kısım değil, zira karakterlerin görünüşleriyle ilgili değişikliği oyun içerisinde Social adı altındaki Appearance ile yapıyorsunuz. Yani isterseniz en güzel görünen kişiyi seçin, eğer Appearance düşükse çirkinsiniz. Aşağıdaki görselde de görebileceğiniz gibi oyunda geliştirmeniz gereken bir sürü özelliğiniz var ve her biri işe yarayan şeyler. Dilerseniz güzelliğinizi, dilerseniz zekanızı, dilerseniz de kas gücünüzü kullanarak geçebileceğiniz pek çok yer mevcut.

Oyunda 7 farklı vampir klanı mevcut. Brujah, Gangrel, Malkavian, Nosferatu, Toreador, Tremere ve son olarak Ventrue… Seçeceğiniz vampir klanına göre de farklı güçler kazanıyorsunuz ve işin en muhteşem kısmı her klana göre farklı diyaloglar hazırlanmış. Eğer bir Toreador olarak oynayacaksanız sanatla alakalı diyaloglar varken bir Malkavian olarak oynayacaksanız deliliğinizle alakalı diyaloglar olacak. Bu arada benden bir tavsiye ilk defa oynayacaksanız Malkavian seçmeyin, zira normal bir diyalog yaşayamıyorsunuz çoğu zaman.

Karakterinizi yaratmayı bitirdiğinizde oyun beklenmedik bir şekilde açılıyor ve bir şekilde Los Angeles’ın karanlık sokaklarına dalıyorsunuz. Şehrin gotik havasını daha ilk adımlarınızda hissediyorken Asylum adlı mekana girmenizle birlikte şehrin punk yanıyla da karşılaşıyorsunuz. Sanki 90’larda yapılan rave partilerindeymişsiniz gibi dolaşırken karşınıza oyunun görsellerinden de tanıyacağınız Jeanette Voerman ile karşılaşıyorsunuz. İlginç diyaloglardan ve birkaç görevden sonra oyunun en korkunç ve gerilimli görevini alıp bir malikaneye gidiyorsunuz. Bu malikanede bolca gerilim yaşadıktan ve bir iki görev daha yaptıktan sonra oyunun en büyük plot twistlerinden biriyle de karşılaşacaksınız. Henüz oynamamış insanlar için sürprizi bozmamak adına ne olduğundan bahsetmeyeceğim.

Bahsettiğim her şeyi yapmanız oyunu ilk defa oynamıyorsanız bile birkaç saatinizi alan bir şey ve yine de daha oyunu bitirmeye yakın bile değilsiniz.

Lafın kısası eğer güzel rol yapma oyunlarını seviyorsanız ve gothpunk bir dünyaya ilginiz varsa mutlaka göz atmanız gereken bir oyundur Vampire: The Masquerade – Bloodlines.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here