Garip bir şey: Oturduğum sırada 60+ yaşında gösteren üç hanımefendi vardı. Helal olsun teyzelerime benim. Güzel film seçmişler. Çoğu kişiden de daha ilgiliydiler. Böyle şeyler görmek beni çok mutlu ediyor.

Konu: Ki-Taek fakir ve işsiz bir adamdır. Karısı, oğlu ve kızıyla Seul’un arka mahallerinden birinde, böceklerin istila ettiği bir evde yaşamaktadır. Bir gün Ki-Taek’in oğlu Ki-Woo, son derece varlıklı bir ailenin evinde özel eğitmenlik işi bulur ve çok geçmeden kendi ailesi ile birlikte Park ailesinin hayatının bir parçası olmaya başlar.

İlk başta şunu belirtmek istiyorum, Parasite, sindirilmesi zor bir film. Yazmak daha da zor (hem de spoilersız)ve ben bu yazıyı yazarken hala sindirme aşamasındayım. Yani elimden geleni yapmaya çalışacağım ama bu yorumluk 100%’ümü veremediysem affola.

Parasite eşi benzeri görülmemiş bir film. Sizi neyin beklediğini kesinlikle bilmiyorsunuz, ne kadar düşünseniz de işlerin nasıl ilerleyeceğini, filmin tonunun nasıl değiştiğini tahmin bile edemezsiniz. Hikaye ve karakterler o kadar iyi işlenmiş ki zamanın nasıl geçtiğini anlamadan kendimizi hikayeye, karakterlere ve yerlere bağlı bir şekilde buluyoruz, evet yerlerlerle bile bir bağınız oluyor.

Bu garip bağın nedenlerinden biri sinematografinin harika ve detaylı olması. Filmin sonuna kadar Park ailesinin evini ezberlemiş oluyorsunuz. Filmin herhangi bir karesini aldığımızda bu kareden renkli, estetik, göz zevkine uygun şeyler beklemeyin. Daha çok derin, detaylı, düzenli ve bol metaforlu kareler beklemek filme daha uygun.

Metafor demişken filmde bol metafor var. Bunların çoğunu kaçırsam da filmden çıktıktan sonra internette bir araştırma ile şaşkına döndüm. Sadece örnek olarak verebileceğim taş metaforu en ön planda ve yüzümüze vurulan diyebilirim.

Bong Joon-Ho‘nun gözlem yeteneği inanılmaz, Kore’deki fakirlerin günlük hayatlarının zorluğu ayna gibi yansıtılıyor. İlk yarı için asıl tema ‘Fakirlerin yüzleştiği günlük zorluklar‘ olarak düşünülse de bana göre filmin ilk yarısının asıl temasıakıl, paradan üstündürZengin olan Park ailesinden baz alınılarak günümüzdeki belli bir zengin kısma çok iyi giydirmeler de bulunuyor. Fakir ama zeki bir aile zengin bir aileyi kolayca işletiyor, üstüne onlardan para kazanıyor. Özellikle her şeyin kursunun çocuğu için gerekli olduğuna inanan saf anne… Harika dolandırılıyor harika, salonca kahkahalara boğulduk bu kadının amaçsız çabalarını izlerken.

Bu kahkahalar ikinci yarıya geçtiğimizde kesildi. Ben ton değiştiren filmlere bayılırım, bana göre filmde alınılabilecek en büyük risktir ton değiştirmek.

Karanlık Parasite’ı, komik Parasite kadar sevsem de, tonu değiştiren olay ani ve absürt diyebilirim. Yani biz tonu değiştiren olayın ana karakterlerimiz arasında olacağını düşünürken daha az önemsediğimiz bir karakter bir anda filmin ortasına fırlıyor. Anlatmak istediğimi filmi izleyince çok iyi anlayacaksınız ama bu sizi korkutmasın ton değişikliği bir süre sonra oturuyor ve sonuna çok iyi bağlanıyor.

İkinci ve son eleştirim de oyunculuklar… Kesinlikle kötü değildi ancak daha iyi performanslar bekliyordum. Filmle başka hiçbir sıkıntım yok.

Yavaş yavaş son düşüncelerimi ve puanımı verip kapatıyorum.

Parazit, seyirciyi germek isteyince de güldürmek isteyince de bunu tamamen başaran, kendi havasına has müzikleri ve sinematografisiyle izleyiciyi içine çeken, risk almayı seven cesur bir başyapıt adayı.

Puanım:9.4/10

Önceki İçerikMüzik ve Yıkım: Mgła
Sonraki İçerikReading Slump Nedir?
16.Gelecekte kesinlikle bir yönetmen olmak istiyorum...Kendimi başka bir iş yaparken göremiyorum açıkçası.Bu yüzden şimdiden bol film izliyorum ve bir yerelere ulaşabilmek, sektördeki insanların ilgisini çekebilmek ve aynı zamanda düşüncelerimi aktarabileceğim bir kitle oluşturabilmek için de bu sitede filmler hakkında(çoğunlukla yorum) yazıyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here