Vizyonda bu ay, ülkemize gecikmeli giriş yapan Edison ve Tesla’nın amansız elektrik savaşlarını anlatanThe Current War” filmini izleyebilirsiniz. Senaryosunu Michael Mitnick’in kaleme aldığı filmin yönetmen koltuğunda kariyerine Martin Scorsese ve Alejandro Gonzalez Inarritu gibi yönetmenlerin asistanlığıyla başlamış, Glee ve American Horror Story’nin bazı bölümlerine imza atmış veMe and the Earl and the Dying Girl” filmiyle 2015 Sundance Film Festivali’nde ABD dram dalında hem Jüri Büyük Ödülü‘nü hem de Seyirci Ödülü‘nü kazanmış Alfonso Gomez-Rejon oturuyor.

Filmin başrollerinde; Thomas Edison rolünde Benedict Cumberbatch’i, Nikola Tesla rolünde ise Nicholas Hoult’u izliyoruz. Esasında Edison’un rekabet ettiği şirketin başındaki karakter George Westinghouse’a da Michael Shannon hayat veriyor.

Yazının buradan sonraki kısmı henüz izlememiş okurlarımıza SPOILER olacaktır. İzleyenleri yazının devamına, izlemeyenleri fragmana ve en yakın sinema salonuna alalım!

Hikaye, 19.yüzyılın son çeyreğini iyi yansıtan kostümler içinde ailesiyle birlikte gördüğümüz Edison’un ampulü icat edişinden sonraki süreçte başlıyor. Hakkındaki farklı ‘dedikodulara’ rağmen (hırsı, adaletsizliği, Tesla’nın icatlarının altına kendi imzasını atması gibi) filmin başında Edison’u sanki biraz güzelleme içinde izliyoruz; bu aksi, burnundan kıl aldırmayan mucidimiz aynı zamanda iyi bir aile babası, eşine aşık bir adam, paraya değil yapacağı işin kalitesine ve altında kendi imzası olmasına bakan bir bilim insanı. Öyle ki, büyük meblağlar teklif edilerek silah sektörüne katkı sağlaması istendiğinde, Edison yaparsa çalışır, çalışırsa öldürür. Hiçbir zaman ölüme hizmet edecek bir icat yapmayacağım.” diyerek karşı çıkıyor. Tatlı bir deli-dahi karakteri oturmaya başlıyor kafamızda. Ekibiyle birlikte günlük hayata hizmet eden irili ufaklı üretimler yaptığı atölyesinde doğru akım kullanıyor ve özellikle aydınlatma hedeflerini bütün dünyaya doğru akım üzerinden ulaştırmaya kararlı haliyle bizi girişimci yönüyle de etkiliyor.

Sırp kökenli bir göçmen olan Tesla’nın hikayesi de bu atölyede başlıyor. Edison’un büyük hayranı olan, milyonlarca fikirle dolu Tesla, yürümek istediği yolda, örnek aldığı bu muhteşem adamla çalışmaya başlıyor. Bu süreçte, alternatif akımla ön plana çıkan şirketi işleten George Westinghouse, dostane ve erdemli halleriyle, Edison’la bir ortaklık kurmak istiyor ama aldığı tek yanıt kibir ve düşmanlık oluyor. Alternatif akıma daha çok inanan Tesla, hak ettiği değeri de göremediğini anlayınca, Edison’la yollarını ayırıyor. 

Bu kırılma noktasında karakterlerin gerçek kimliklerini daha derinden görmeye başlıyoruz. Hırsı ve bilim aşkıyla ilk bakışta sempatik olan Edison, ilgisizliğinden eşinin rahatsızlığını uzunca bir süre göz ardı ediyor ve öldüğü gece bile yanında olamadıktan sonra deyim yerindeyse kendini iyice dağıtıyor. Alternatif akım avantajlarıyla gittikçe yayılırken, ezeli rakip olarak gördüğü George Westinghouse ile pek soylu sayılmayacak bir savaşa giriyor.

Yüksek voltajın tehlikelerinden bahsederek açtığı bu savaşta, hayvanlar üzerinde sonu ölümle biten gösteriler yaparak kanıtlamaya çalışacak kadar ileri gidiyor. Kişisel olarak, filmden önce bilmediğim, film esnasında da çok rahatsız olduğum, benim için ‘oyunu değiştiren’ bir detaydı. George Westinghouse karakterini tüm bu olanlar karşısında insancıl, sakin ve erdemlerinden vazgeçmemiş bir adam olarak izlemek ise gülümsetiyor. Karakter bazlı filmleri izlerken hep gelen hayata dair çıkarımlar bir bir geliyor ve özel hayatınızı, iş yaşamınızı, ülkenizi düşünürken buluyorsunuz kendinizi. “Bu kadar sabırla, sevgiyle, bir insan dize gelir mi?”, Edison’un sınırlarını, duracağı yeri merak ediyorsunuz filmin sonuna dek ve filmdeki sürükleyici tek unsur bu denilebilir. Hayvan telefleriyle kalmıyor ve elektrikli sandalyenin alternatif akımla icat edilmesine el altından danışmanlık yaparak noktayı koyuyor, “kimsenin öldürüleceği bir şey icat etmeyeceğim” diyen mucidimiz. Bunu yaparken çektiği acıyı, hissettiği utancı Benedict Cumberbatch’in müthiş oyunculuğuyla biz bile hissediyoruz, ama hırsları onu vazgeçirmiyor. Bu kirli savaşın kasvetini ve dönemin havasını bize hissettiren pastel renk paletinden sahneler, kendilerini özellikle ikinci yarıdan itibaren gerilim ve merak içinde izletmeyi başarmış. 

Tesla’ya gelirsek, parlak beyinli mucite filmde yeterince yer verilmemesi, karakterinin derin anlatılmayışı en büyük eleştirilerden. Giyim kuşama gösterdiği özen, sosyal sıkıntılarına rağmen sunum yeteneği ve fikirlerinin pratikte uygulanılabilirliğinden ziyade fikirlerin kendisini önemsemesi gibi detaylar güzel verilmiş olsa da, gerek sahne gerek tahlil yönünden kendisini çok göremiyoruz. Hedefleri ve güzel niyetleriyle Westinghouse ile ortak noktada buluşmaları, dostluğa kayan iş ilişkileri ve 1893 Dünya Fuarı‘nı ışıklandırma zaferleri seyircinin yüreğine su serpiyor. 

IMDb puanı 6.3 olan film, hikayenin aslına yüzde yüz hakim olmanızı sağlar mı, tüm beklentilerinizi karşılar mı bilmem ama; oyuncu seçimiyle, kurgusuyla ve karakter çizimiyle The Current War, görülmeye değer bir film olmuş.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here