X-Men, Marvel evrenin sevilen ekiplerinden olmasına rağmen maalesef ki filmleri bu evreni seven izleyicilerde pek beğeni oluşturmadı. Oysa oyuncu kadrosu çok sağlam ve bazı kişilerin karakterlere olan benzerliği olağanüstüydü. Peki o zaman neden bir Avengers gibi sükse uyandırmadı? Hadi bunu madde madde tartışalım. Bu içeriği X-Men Jennifer Lawrence öncesi ve X-Men Jennifer Lawrance sonrası olarak ayırarak inceleyeceğiz amma ve lakin yanlış anlaşılmasın Oscar’lı genç oyuncuya bu ayrım ile bir saygısızlık yapmak gibi bir niyetimiz yoktur (Hatta şahsen kendisini beğenirim.) İçerik SPOILER barındırabilir. Bilginize.

A. X-Men J.L. Öncesi

Orijinal üçleme olan bu seri X-MenX-Men United ve X-Men The Last Stand filmlerinden oluşmaktaydı. Başrollerinde; Patrick Stewart (Charles Xavier), Ian Mckellen (Magneto), Hugh Jackman (Wolverine) ve Halle Berry (Storm) gibi isimler vardı. Ve bu karakterlerden bazıları örneğin Hugh Jackman o rol için doğmuştu adeta. Lakin yine de seyirci filmde tam olarak umduğunu bulamamıştı. Ama neden?

1. Backstory Değişikliği

Belki de izleyiciyi en çok rahatsız eden şey bu. Bu tarz filmler sıfırdan oturulup kafadan yazılan senaryolara sahip olamaz, bu konuda herkes hem fikirdir bence. Çünkü bu tarz filmlerin dayanakları büyük üstatlar tarafından hep yazılmıştır. İyi bir film yapılmak isteniyorsa mümkün olduğunca bunlara uyulması gerekir. Yoksa fanlar tarafından her zaman ağır eleştirilere maruz kalırlar. Ne yazık ki X-Men de bu problemi yaşadık. Karakterlerin geçmişleri çok fazla göz önünde bulundurulmadan yapıldı bu filmler hep. Örneğin Mystique ile Rogue karakteri arasında anne – kız gibi bir ilişki bulunmaktadır. Rogue evden kaçtıktan bir süre sonra Mystique ile birlikte çalışmıştır. Fakat filmde buna dair biz iz bile yoktur, hatta bu iki karakter daha önceden tanışmamışlardır bile. Bu sadece bir örneği, bunun gibi binlerce var ama sizi sıkmak istemediğimiz için değinmeyeceğiz her birine. Yoksa bu yazı çok uzar. Karakterlerin hikayelerini bilen izleyiciler için bu durum çok can sıkıcı bir hal alıyor ne yazık ki ve bu da filmin başarısını büyük ölçü de düşürüyor.

Backstory derken şundan da bahsedelim: MCU’da Avengers film serisi çıkmadan önce, Avengers takımında göreceğimiz bazı kahramanların solo filmleri çıkmıştı. Böylece seyirci de karakterlere ve onların geçmişlerine daha çok hakim olmuştu. Doğal olarak da (Suicide Squad’ın aksine) Avengers’da geriye dönüp de karakterin geçmişini anlatmaya gerek olmamıştı. Lakin X-Men’de böyle bir şey yaşamadık. Tüm karakterler bir çorba gibi seyirciye sunuldu. Suicide Squad’ın aksine filmin içinde karakterlerin geçmişi de anlatılmadığı için, film Marvel ile ilk kez tanışanlar için havada kaldı.

2. Güçlerin Farklılığı

X-Men’de bilindiği üzere, Avengers’ın aksine, her bir kahramanın kendisine has birtakım özel güçleri bulunmakta ve bu karakterler o güçler ile tanınmakta. Örneğin Storm havayı kontrol etmesiyle bilinir, Magneto manyetik güçleri ile. Ve biz izleyiciler için bunlar artık tabudur. Dolayısıyla eğer bir karakterin gücünü değiştirirseniz veyahut azaltırsanız ya da çizgi romanlarda veya çizgi dizilerde görülenin aksine bir şekilde o gücü seyirciye aktarırsanız, seyirci de filmi benimseyemez. Doğal olarak. Bunun en iyi örneklerinden biri yine Rogue karakteridir. Rogue çizgi romanlarda X-Men’e katılmadan önce, Ms. Marvel’ın güçlerini emdiği için, uçabilen, süper güçlü, korkusuz bir kadındır. Ama maalesef X-Men orijinal üçlemelerinde Rogue karakteri sadece sifon gücüne sahip ve bundan korkan çelimsiz bir kızdır. Bu gibi farklılıklar seyirciyi ne yazık ki soğutuyor.

3. Özel Efektlerin Yetersizliği

Burada filmi yapanlara o kadar da çok suç atfetmeyeceğiz. Zira orijinal üçlü 2000, 2003 ve 2006 yılında vizyona girmiştir. O yıllardaki teknoloji maalesef şuan ki kadar gelişmiş değil (Lakin o yıllarda vizyona giren şahane özel efektleri olan onlarca film de yok değil). Dolayısıyla kahramanlarımızı tanımlayan güçlerini ne yazık ki fazlaca görememiştik. Fakat yine de, bu da bizlerdeki beklentiyi karşılayamamasına sebep oldu.

4. Farklı Karakterler

Şimdi gelelim bir diğer soruna. Filmlerde ikonik bir karakter olan Gambit yoktu mesela! Juggernaut’ı çok az gördük mesela! Colossusun rolü sadece çocukları taşımaktı mesela! Ya da Cyclopsu sadece Jean’in peşinde koşup, Logan ile atışan biri olarak gördük ki bu adam X-Men’in lideri! Wolverine odaklı seriler, sanki filmin adı X-Men değil de Wolverine Günlükleri! Neyse bu konuda daha fazla bir şey söyleyemeyeceğiz bile. Shame! Shame! Shame!

  • İşte bu gibi nedenlerle X-Men efsanesi daha orijinal üçleme de büyük bir taşa takıldı. Ama yine de zamanın koşullarında göre değerlendirilince bizleri heyecanlandırmıştı denebilir. Şimdi gelelim asıl fiyaskoya.

B. X-Men J.L. Sonrası

Orijinal üçlemeden sonra karakterlerin gençliklerinde yaşadıklarını baz alacak bir de prequel serisi çıkarılmıştı. Bu seri de şimdilik X-Men First ClassX-Men Days Of Future Past ve X-Men Apocalypse yer almakta. Genel olarak bu filmlerin başrollerinde; James McAvoy (Charles Xavier), Michael Fassbender (Magneto), Jennifer Lawrence(Mystique) ve Nicholas Hoult (Beast) gibi isimler bulunmakta. Ve maalesef ki X-Men ile alakası bulunmayan garip bir seri olarak karşımıza çıktı.

Yukarıda demiştik bu tarz filmler sıfırdan oturulup kafadan yazılan senaryolara sahip olamaz diye. İşte maalesef bu seri böyle, o yüzden de sevilesi değil. Göreceksiniz.

1. Bambaşka Bir Backstory

Bu konuda saatlerce yazıp, tartışabiliriz lakin sizi sıkmak istemiyoruz. Az biraz Marvel evrenindeki X-Men’i bilen her insan evladı bu serinin saçmalıklar silsilesinden oluştuğunu söyleyebilir bizce. Mystique gibi dönek bir karakteri bir kahraman olarak işleyip, sanki X-Men’in lideriymiş gibi göstermekte ne bilelim bizce biraz sadece o karakteri oynayan oyuncuyu pazarlamaktan ibaret. Zira bu karakter her zaman X-Men’e kazık atan dönek biri. Yeri geldiğinde hatta Apocalypse’e yardım eden biri. Hatta illa Apocalypse’e karşı X-Men’e yardım eden biri aranıyorsa, bu kişi ancak Magneto olabilir. Ne yazık ki bu X-Men filmleri, X-Men’den ziyade bildiğiniz Jennifer Lawrence filmleri.

Keza Beast. Evet doğuştan mavi değil ve evet mutant genini bastırmak için yarattığı serum sonucu mavileşiyor ama filmde gördüğümüz şekilde değil. Ya da Charles Xavier‘ın kelleşmesi. Nasıl bir rezaletti o öyle. Bilen bilir Charles daha çocukken kelleşiyor. Keza Charles’ın yürüme yetisini kaybetmesi öyle saçma sapan acınası bir şekilde Magneto’nun kurşunu saptırması sonucu olmuyor. Lucifer isimli bir uzaylı ile Himalayalar’da yaptığı savaş sırasında Lucifer’ın büyük bir kayayı Charles’a fırlatması sonucunda bacaklarının ezilmesi ile sakat kalıyor. Ve ve ve Charles ile Mystique’in ilişkisi… Öyle bir şey yok arkadaşlar!

Şimdi gel de bu filmi sev.

2. Orijinal X-Men

Charles okulunu ilk açtığında öğrencileri filmlerde gördüğümüz kişiler değildi, keza çok sayıda da değildi. 5 taneydi. Cyclops, Iceman, Angel, Beast ve Jean. Bunlar okula bu sıra ile hemen hemen yakın zamanlarda alınmıştı. Lakin filmlerde okul açıldıktan çok zaman sonra Jean okula başlıyor, sonrasında Cyclops geliyor ve yıllar yıllar sonra (orijinal üçlemede gördüğümüz üzere) Iceman geliyor. Angel ise ne hikmetse iki zaman aralığında da var olmayı başarıyor hem orijinal üçlemede, hem de bu absürt seride.

3. Bağlantı Kopukluğu

Şimdi X-Men’de bir orijinal üçleme var değil mi? Bu karakterlerin orta yaşlı hallerini anlatan hani? Evet var. Diyelim ki çizgi romanları uyarlamak istemiyorsunuz, peki tamam. Bari ileriyi anlatan filmlere uygun bir film çekin yahu. Hatırlayın, orijinal üçlemenin ikincisinde Kurt Wagner karakteri ile X-Men üyeleri ilk kez tanışıyorlardı. İLK KEZ. Oysa X-Men Apocalypse’de beraber savaşıyorlar ve Kurt okulda kalmaya devam ediyor. Eee? Hani daha önce tanışmamıştı bunlar. Bu hatayı nasıl yapabiliyorlar anlayamıyoruz gerçekten. Başka bir örnek mi istersiniz? Yine orijinal üçlemede Jean, Dark Phoenix karakterine bürünüyor ve tüm takım bunu ilk defa görüyor ve onunla savaşıyor. Şimdi siz Dark Pheonix diye bir film çekiyorsunuz ve Jean bu sırada daha okulda öğrenci. Gerçekten inanılmaz.

4. Tarihi Farklılık

Yukarıdaki maddelerin içinde aslında belirttik bu hatayı ama olsun ayrı başlık olarak gözüksün istedik. Zira gelecekte yaşanması gereken olaylar ile karakterler geçmişte yer alıyor. Geçmiştekiler ise gelecekte. Karman çorman yani.

  • İşte tüm bu anlatılan nedenlerle Marvel’ın güzelim X-Men takımı vahim bir film serisinin içinde, çarpık doğrular ile buluverdi kendini. İzleyicisine de pek sevdiremedi kendini ne yazık ki.

Hep bir üçleme ile karşımıza çıkıyor X-Men ama ne yazık ki bu üçlemelerin birbirinden haberi yok. Güzel bir X-Men filmi hiç izleyebilecek miyiz bilmiyoruz ama bu gidişatla zor. Belki Disney’in elinde yeni bir şans yakalar bu takım. Malum sonuç ortada. Çok üzülüyoruz bu X-Men’in haline. Çok…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here