William Golding, 19 Eylül 1911’de İngiltere’deki Saint Columb Minor köyünde doğdu. Bir mezarlığın yanındaki 14. yüzyıldan kalma bir evde büyüdü. Annesi Mildred, kadınların oy kullanma hakkı için savaşıyordu; babası Alex ise okul müdürüydü.

William Golding’in Eğitim Hayatı

William, ilkokul eğitimini babasının çalıştığı Marlborough Gramer Okulu‘nda aldı. William henüz 12 yaşındayken başarısız olmuş olsa da bir roman yazmaya çalıştı. İlkokuldan sonra William, Oxford Üniversitesi’nde Brasenose Koleji‘ne devam etti. Babası, onun bir bilim adamı olmasını umuyordu ancak William, bunun yerine İngiliz edebiyatı okumayı seçti. 1934’te, mezun olmadan bir yıl önce  ilk eseri olan  şiir kitabını çıkardı.

Kolejden sonra  bir süre tiyatroda çalıştı. Sonunda babasının izinden gitmeye karar verdi. 1935 yılında Salisbury’deki Bishop Wordsworth Okulu‘nda İngilizce ve felsefe dersleri aldı. Golding’in asi genç erkeklere öğretme deneyimi, ‘Sineklerin Tanrısı’ için ilham kaynağı olacaktı. İlk günden itibaren öğretme konusunda tutkulu olsa da 1940 yılında Kraliyet Donanması’na katılmak ve II.Dünya Savaşı’nda yer almak için öğretmenlikten ayrıldı.

Kraliyet Donanması Serüveni 

Savaş sırasında Kraliyet Donanması ile görev yaptı. Büyük Alman zırhlısı Bismarck‘ın batmasına tanık oldu ve Fransa’nın D-Day işgaline ne katıldı.

II.Dünya Savaşı serüveni ile ilgili olarak şunu söyledi:
“İnsanların neler yapabileceğini görmeye başladım. Tüm bu yılları, insanın bal üreten bir arı kadar kötülük meydana getirebileceğini anlamadan geçirmek için bir kimsenin ya kör olması ya da akli melekelerinin yerinde olmaması gerekir.”

 Edebi Hayatı

1935 yılında bir dizi şiir kitabını yayımlamış olmasına rağmen “Sineklerin Tanrısı” adlı romanı, 1954’te yayımlanana kadar defalarca reddedildi. Romanın konusunu bir uçak kazasından sonra ıssız bir adada mahsur kalan bir grup öğrencinin hikayesi oluşturuyor.  Okuyucu, kendisine ‘Robinson Crusoe’  veya ‘Mercan Adası’ tarzında cesur bir hayatta kalma ve macera hikayesi anlatılacağını sanıyorsa çok yanılıyor.

1980’lerin ortalarında kitap, 26 dile çevrilmiş ve 7 milyondan fazla satmıştır. 1980 tarihli “Rites of Passage ” adlı romanı, İngiltere’nin önde gelen kitap ödülü olan Booker Ödülü‘nü kazandı. Ayrıca boğulan bir denizcinin acılarını anlatan 1956 tarihli bir roman olan “Pincher Martin”i yazdı. 1983 yılında Nobel Edebiyat Ödülü‘ne layık görüldü.

 

Diğer Eserleri:
Serbest Düşüş -(1959)
Spire – (1964)
Piramit – (1967)
 Akrep Tanrısı -(1971)
Karanlık Görünür -(1979)
Ayrıca 1958’de “The Butterfly Butterfly” adlı oyunu ve “The Hot Gates” (1965) isimli deneme türündeki kitabı yazdı.

En Önemli Eseri Olan ‘Sineklerin Tanrısı’  İsimli Romanı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Birçok Ünlü Müzisyene İlham Verdi:
Birçok ünlü müzik grubu, şarkılarında kitaba yer verdi. U2 grubunun “Shadows and Tall Trees” şarkısının adı, kitabın yedinci bölümünün adı. Iron Maiden’ın “Lord of the Flies” şarkısı da kitabın hikayesini anlatıyor.
 Stephan King’in Favori Romanı Oldu:
 Stephan King,  kitapla ilgili şunu söyledi:
“Elleri olan bir kitaptı. Sayfaların içinden ellerini uzatarak yazarı boğdu.”
Stephan King, eğlence amaçlı bir kitap değil olmadığını yaşam ve ölüm mücadelesi olduğunu savunmaktadır.
 Sinemaya Uyarlandı:
Distopik bir adayı anlatan bu roman,  iki kez sinemaya uyarlanmış ve sinema severlerin de beğenilerini toplamıştı.

Ölümü

Golding, hayatının son birkaç yılını karısı Ann Brookfield ile birlikte Cornwall yakınlarındaki evlerinde sessizce yaşadı ve yazıları üzerinde çalışmaya devam etti. David (d. 1940) ve Judith (d. 1945) adlı iki çocuğu vardı.

19 Haziran 1993’te Perranarworthal’da kalp krizi geçirerek öldü. The Double Tongue isimli kitabı,  ölümünden sonra yayımlandı.

William Golding’ten Alıntılar

“Tarih insanların bir hiç hakkında yazdıkları bir hiçtir.”
“Birçok insan bugün hayatta olmanın bedensel ve dünyevi zevklerini bilir ve yargılamaz. Bir tek ben yargılanması tamamlanmış olarak cennette olmamanın üzüntüsünü duydum.”
“Öyleyse özgürlüğün yitirilmesi bilginin farklı ve yeni bir biçimine ulaşabilmek için önceden ödenmesi gereken bir bedel miydi?”
“Ancak daha sonra, tüm kalıpların birbiri ardına kırıldığını, yaşamın tesadüfi bir süreç olduğunu ve kötülüğün cezasız kalabildiğini hatırladım.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here