Çoğunlukla Yüzüklerin Efendisi serisine bakıldığında ortada dini bir metafor olduğu hemen gözlere çarpar. Gandalf, kendini takipçileri için feda eden ama daha sonra görevini tamamlamak için çok daha güçlü bir halde diriltilen İsa’dır. Tıpkı İsa’nın başına gelenler gibi, Gandalf’da Khazad-Dum’un ateşli çukurlarına düşer ve orada şeytani bir güç olan Balrog’u katleder. Bu metafor her ne kadar güçlü de olsa, bundan kuvvetli olan bir tane daha var ki kendileri bu yazının konusudur: Sanayi Devrimi. Eski Dünya’nın yıkılışı ve yerine yeni bir tanenin doğuşu!

18. yüzyılın ikinci yarısında İngiltere’de başlayan Sanayi Devrimi, buhar makinesi gibi yeni üretim araçlarının ortaya çıkması ile ilk olarak tekstil ve demir-çeliksektörlerinin gelişip değişmesine yol açan, ormanların katledilmesi ile sonuçlanan, yeni güç kaynaklarının kullanımı ve makineleşmesayesinde üretim yapısında ve ekonomide meydana gelen büyük ve köklü değişimi ifade eder. İnsan gücünün yerini makinelerin alması ile makine işçisi” gibi yeni ve robotlaşmış bir sektörün doğmasına yol açmıştır.

Aslına bakarsanız Sanayi Devrimi çok temel şekilde üç başlıkta özetlenebilir:

  1. Teknolojinin gelişimiyle güç dengesinin değişmesi
  2. Doğanın yıkımı
  3. İnsanların mekanikleşmesi (robotlaşması)

Zira Avrupa’daki güç dengelerinin değişmesine, sömürgeciliğin değerinin artmasına ve böylece de Birinci Dünya Savaşı’na kapı aralayan başlıca olaylardan biri Sanayi Devrimi’dir. Yine insanların günlerce uğraşarak yaptığı meslekleri (örneğin dokuma) makinelerin saatler içinde yapması ile insan emeğinin ve terinin yerini makinelerin alması sonucu insanların yaptığı meslekler kaybolmuş ve ortaya o makineleri işletecek “makine işçisi” arayışı çıkmıştır. Bu işçilerde uzun saatler boyunca aynı spesifik işi (hareketi, örneğin bir tuşa basmak) yapan robotlaşmış işçiler olarak karşımıza çıkmışlardır. Aynı zamanda fabrikalar kurma, makinelere yer açma ve onlara güç kaynağı olan odunlara erişmek maksadıyla Dünya’da sayısız ağaç yok edilmiş ve doğanın dengesi değişmiştir.

“Bunları bize şimdi neden anlattınız?” diye sorarsanız eğer, detaya girmeden evvel, sizden Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği filminden spesifik bir sahneyi aklınıza getirmenizi istiyoruz:

Sauron, yardımcısı Saruman’a ona özel bir ordu kurmasını emretmişti. Bunun üzerine ise Saruman, yeni silahlar, zırhlar ve “Uruk-Hai” olarak bilinen canlıları yaratmak maksadı ile Isengard’daki ve hatta sınırın dışındaki ağaçları kesmeye, yeni binalar kurdurmaya başlamış ve şu sözü söylemişti:

 “Eski Dünya sanayi ateşinde yanacak. Ormanlar devrilecek. Yeni bir düzen çıkacak, kılıçla, mızrakla ve Orkların demir pençeleriyle yürüteceğiz savaşı.”

Bu sahne ve replikle aslında nereye varmak istediğimizi anlamışsınızdır. Yüzüklerin Efendisi’ndeki Isengard, Saruman ve onun hareketleri Sanayi Devrimi’ni ve onun sonuçlarını temsil eden mükemmel bir metafordur! Hatta Isengard, Sanayi Devrimi’nin başladığı ülke olan İngiltere’yi temsil etmektedir.

Hadi şimdi hep beraber detaya inelim.

  • Hem kitaplarda hem de filmlerde Ak Saruman’ın yuvası olan Isengard’ın, ormanlardan oluşan bir şehirden bir fabrikaya geçişini görüyoruz. Sanayi Devrimi ile bir dönem İngiltere’de pencerelerden gözüken tek şey kara dumanlarmış, Isangard’da da aynı şekilde. Bir zamanlar ağaçların hüküm sürdüğü toprakların derinliklerinde artık kılıçlarkalkanlarve makineler yer alıyor. Tıpkı Sanayi Devrimi öncesi ve sonrasındaki İngiltere gibi. Isengard’ın kullandığı ana madde çelik ve alev. Tıpkı Sanayi Devrimi ile aranan ana ham maddenin çelik olması ve onun kullanıldığı fabrikalardan yükselen alevler gibi. Bedelini ödeyen ise ağaçlar. Sayısızca ağaç odun olmak için kesiliyor veyahut makinelere yer açmak için yakılıyor. Tolkien işte burada yeni bir dünyanın yaratılması için eskisinin tamamen terk edilip, yıkılıp, küllere dönüşmesi gerektiğini gösteriyor. Tıpkı Sanayi Devrimi’nin bizim dünyamıza yaptığı gibi.

Sanayi Devrimi’nin günümüzdeki toplumu yaratmaktaki etkisi inkar edilemeyecek kadar kuvvetlidir. Keza Saruman’ın yarattığı dünyanın da Orta Dünya’yı tamamen değiştirdiğini kabul etmek gerekir. Isengard’ın bozulmasından önce Orta Dünya’da metalin etkisi bu kadar fazla değildi. Evet, kılıç ve zırh yapılmak için demir-çelik kullanılıyordu lakin hiçbir yerde sadece bu amaçla kurulan “fabrikalar” veya makineler yoktu. Demir ocakları vardı. Saruman’ın başlattığı bu olay zinciri ise Isengard’ın demir-çelik sanayinde seri üretime geçen bildiğimiz bir fabrika haline dönüşmesine sebep oldu. Yani makineleşen dünyamız gibi. Bu da dünyanın şeklini değiştirdi. Nasıl mı?

  • Tolkien, bizlere bu Sanayi Devrimi öncesi ve sonrası dünyaların tezatlığını daha iyi göstermek için, ormanlarda yaşayan ulu Elflerin diyarı terk edişini veriyor. Bir zamanlar o topraklar üzerinde egemenlik süren Elflerin çağı sona eriyor ve yeni bir dünya doğuyor. Bunu bize hatta Ayrıkvadi’nin Lordu Elrond’da söylüyor.

“Elflerin dönemi sona erdi, halkım bu kıyılardan ayrılıyor.”

Uzun yıllarca bu dünyaya bekçilik yapmış Elfler artık daha fazla bu görevi yapamıyor, yani bu dünyayı terk etmeleri gerekiyor. Serinin sonunda ise Orta Dünya’yı terk ediyorlar. İşte aslında bu da, Sanayi Devrimi’nde, makineleşme sonrası eski emektar çalışanların işlerini bırakıpkırsala dönmek zorunda kalmalarının bir sembolüdür. Artık o insanların işlerini makineler yapacağından ötürü, o sektörde çalışmalarının bir yararı ve anlamı kalmaması gibi Elflerinde artık o diyarda kalmalarının bir mantığı yoktur. Elflerin emektar işçileri temsil ettiğine henüz ikna olmadıysanız size bir de şu ayrıntıyı sunmak isteriz.

Şöyle ki, Orkların nereden geldiğini bilen vardır. Orklar eskiden Elf idiler. Karanlık güçlerin etkisi ile yozlaşıp Ork haline büründüler ve Saruman için çalışmaya başladılar. Hatırlamayanlar içinde hemen Saruman’ın şu sözünü verelim:

“Orklar nasıl yaratıldılar biliyor musun? Elf’tiler eskiden. Kara güçlerce ele geçirilip değişime uğradılar. Çirkin ve korkunç bir yaşam sureti. Artık mükemmel oldular.”

Orklara dönüşen bu elfler de, aslında Sanayi Devrimi sonucunda yukarıda bahsettiğimiz eski mesleklerini yapamayan ve kırsala da dönmek istemeyen ama işsizde kalmamak adına makine işçiliği yapan insanların bir sembolüdür.

Dediğimiz gibi Sanayi Devrimi’ni özetleyen üç başlıktan biri olan insanların makineleşmesi de böylece Orklarla karşımıza çıkmaktadır. Düşünmeden, sorgulamadan, robotlaşarak fabrika sahibinin (ki filmde bu kişi Saruman’dır) istekleri doğrultusunda hareket eden, seri üretim çarkının bir parçası haline dönüşen bu işçiler aslında Orklardır. Bilindiği üzere Orklar da seride Isengard’da faal olarak çalışmakta ve savaşmaktan ziyade savaş malzemesi üretmektedirler. Yani aslında bildiğiniz işçilerdir. Yani Tolkien, Sanayi Devrimi’nin işçiler üzerindeki etkisini Elfler ve onların geçirdiği bu dönüşüm ile inanılmaz şekilde özetlemiştir.

Ayrıca elflerden bahsederken şu detaya da değinmek isteriz. Zira kullanıldıkları bir metafor daha var. Bildiğiniz gibi elfler, Tolkien tarafından, saf ve ölümsüz olarak tasvir edilmiş ve doğanın güçleri ile bağdaştırılıyorlar. Buna karşı hikayenin kötü kahramanları Sauron ve Saruman ise makineler ile bağdaştırılıyorlar. Yani Sanayi Devrimi neticesindeki doğa ile makinelerin çatışmasını bir kez daha sunuyor bize Tolkien.

  • Keza yine Sanayi Devrimi ile birlikte dünyada güç dengeleride değişmiştir demiştik. Hızlıca sanayileşen toplumlar güç kazanırken, onlara yetişemeyen ama eskiden güç sahibi olan toplumlar çöküşün eşiğine gelmiştir. Keza yine sanayileşen toplumlar, diğer toplumlar üzerinde sömürge kurarak güçlerine güç katmışlardır. Yüzüklerin Efendisi serisinde de, Saruman’ın başlattığı sanayileşme ile birlikte eskiden güçlü bir krallık olan Rohan çöküşe geçmiş ve bildiğiniz sömürgeleşmiştir.

Sanayileşmenin başlaması ile de Isengard’ın güç kazandığı aşikardır. Rohan hızla güç kaybederken, Isengard da aynı hızda güç kazanmaktadır. Hatırlarsanız Rohan’ın Kralı Theoden’in zihnini Saruman kontrol etmekte ve bu sayede bir yandan Rohan’dan faydalanırken diğer yandan da Rohan’ı çöküşün eşiğine getirmiştir. Saruman, ülkenin egemenliğini elinde bulundurup, hem Rohan’ın kaynaklarından yararlanıyor hem de Rohan’ın topraklarını işgal ediyordu. Yani anlayacağınız, aslında Rohan’da Sanayi Devrimi sonucunda sömürgeleşen ülkelerin mükemmel bir sembolüdür. Sömürgeleştiren toplum Isengard, sömürgeleşen toplum da Rohan’dır.

  • Şimdi gelelimdoğanın yok oluşuna. Sanayi Devrimi’nin doğa üstündeki etkisi sadece ormanların yok oluşu ile kalmıyor. Hayvan türlerinin azalması, hava kirliliği gibi sorunlarda baş gösteriyor. Doğanın yok oluşunu Ent Ormanlarının kesilmesi ile anlatmış Tolkien, zaten biz de yukarıda genel olarak değindik bu duruma. Daha iyi anlamanız için hemen size Yüzüklerin Efendisi: İki Kule’deki şu sahneden biraz bahsedelim: Ent Konseyi’nin savaşa katılmama kararından sonra Merry ile Pippin, Ağaçsakal’ın dallarında güneye doğru yolculuk ederken Isengard sınırına geldiklerinde kesilen o ağaçlardan, kurak topraklardan ve uzaktan gözüken fabrika Isengard’dan bahsediyoruz.

Lakin sadece ormanların yok oluşu ile kalmamış, Isengard’daki sanayileşmenin kontrolsüz biçimde dünyanın geri kalanına yayılması halinde neler olacağına (olduğuna) da değinmiş Tolkien. Tıpkı İngiltere’de başlayıp dünyanın geri kalanına da sıçrayan Sanayi Devrimi gibi. Üstelik Tolkien, bunu da Shire üzerinden anlatmış. Derinlemesine anlatmadan, Merry’nin şu sözünü de verelim hemen:

“Eğer Isengard’daki yangın yayılırsa, Tıkış Kazası ve Er Diyarı’ndaki ormanlar da yanar ve dünyada bir zamanlar yeşil ve güzel olan hiçbir şey kalmaz. Shire diye bir yer olmaz Pippin.”

Nitekim filmlerde Frodo’nun Lothlorien ormanlarında Galadriel ile olan sahnesindeki görüsünde Frodo başarısız olur ise Shire’ın başına gelecekler, kitaplarda gerçekten yaşanmıştır. Kontrolsüzce Isengard’dan çıkan bu fabrika alevleri yolunu Shire’a kadar bulmuştur. Bir zamanlar yeşil ve güzel olan şeylerin yerini duman ve çelik almıştır.Shire, Hobbit’lerin işçilik yaptığı bildiğiniz bir fabrikaya dönüşmek üzeredir. Tolkien aslında burada iki şeye değinmiş. Birincisi, Sanayi Devrimi ile doğanın yok oluşu. Zira İngiltere’de başlayan devrim yolunu tüm Dünya’nın en ücra köşelerine kadar bulmuştur. İkincisi ise tıpkı Rohan’ın başına gelen gibi sömürgeleşme. Buna zaten yukarıda Rohan üzerinden değindiğimiz için burada çok ele almayacağız. Benzer işler.

  • Ayrıca Sanayi Devrimi’nin Birinci Dünya Savaşı’nın çıkması üzerinde de büyük bir etkisi var demiştik. Zira sanayileşen dünya gitgide silahlaşıyorve sömürgeleşmenin artması ile savaş patlak veriyor. Yüzüklerin Efendisi’nde de farklı dönemlerde geçen ve insanoğlunun tarihini etkileyen iki büyük savaş var: Miğfer Dibi Savaşı ile Minas Tirith Savaşı. Bu iki savaşta aslında Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nı sembolize ediyor. Isengard’ın sanayileşip silahlaşması da takdir edersiniz ki Miğfer Dibi Savaşına yol açıyor.

Tolkien, aslında bu romanı ile modern topluma bir kapı aralıyor. İngiltere’de başlayan Sanayi Devrimi ile nasıl dünyanın çarkları değişmiş ise Orta Dünya’da da Isengard’ın sanayileşmesi ile düzen değişmiştir. Evet, belki Tolkien Sanayi Devrimi sırasında doğmamıştı lakin etkilerini gözlemleyebileceği bir zamanda yaşamıştı. Romanlarında ise iyi ve kötü ayrımı ile aslında toplumdaki değişmeleri ve gelişmeleri okuyucuya vermeyi amaçlamıştı. Yüzüklerin Efendisi serisinde ise Sanayi Devrimi’nin yol açtığı sorunları ve değişimleri işlemiş kendisi.

NOT: Konu hakkında Tolkien’in torunu Simon Tolkien‘inde görüşleri ve bir nevi içeriği doğrulamasını okumak isteyenler buraya tıklayabilirler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here