Sizlere daha önce Yüzüklerin Efendisi ve Sanayi Devrimi ile ilgili bir yazı hazırlamıştık. Orada aslında sizlere Sanayi Devrimi harici bir metafordan daha kısaca bahsetmiştik, belki hatırlarsınız. Hatırlamayanlar yahut yazıyı okumayanlar için, Yüzüklerin Efendisi serisine bakıldığında ortada kolayca fark edilebilecek dini bir metafor olduğunu söylemiştik. Bu yazımızda ise Yüzüklerin Efendisi serisindeki dini metaforlardan birini, belki de en çok göze batanını ele almaya karar verdik.

Biliyor muydunuz bilmiyoruz ama John Ronald Reuel Tolkien oldukça inançlı bir adamdı. Kendisi bir Katolikti ve Hristiyanlığın getirdiği inanışlar doğrultusunda yaşardı. Dolayısıyla eserlerinde ister istemez dini metaforlara da yer veriyordu. Örneğin Tolkien, Silmarillion kitabında da Eru’dan bahsederken okuyanlar hemen anlar ki Eru olarak bahsettiği şey Tolkien’in aslında Tanrı’nın ta kendisidir. Yüzüklerin Efendisi eserinde de Tolkien, Tanrı’nın oğlunun hikayesine yer vermiştir. Nasıl mı? Kısaca özetlemek gerekirse Gandalf, kendini takipçileri için feda eden ama daha sonra görevini tamamlamak için çok daha güçlü bir halde diriltilerek İsa’nın bir sembolü haline gelmiştir. Tıpkı İsa’nın başına gelenlere benzer bir şekilde, Gandalf’da Khazad-Dum’un ateşli çukurlarına düşer ve orada şeytani bir güç olan Balrog’u katleder. Şimdi biraz daha derinlemesine bir inceleme yapalım.

Katolik inanışına göre İsa, Göklerin Krallığı’nı terk ederek Dünya’ya gelir ve insanlığı Şeytan’dan ve günahlardan kurtarmak için, insan formunu alır. Gandalf da Valar tarafından, Valinor diyarından Orta Dünya’ya, insanları Sauron’dan kurtarmak ve onları korumak amacıyla gönderilmiştir. (Silmarillion’u okumayanlarınız için, Valar dediğimiz varlıkların bir nevi Orta Dünya’nın Tanrı ve Tanrıça’ları olduğunu ve Valinor’un da onların yaşadığı yer olduğunu söyleyelim hemen) Silmarillion’da, Gandalf ilk olarak, Teslis inancındaki Kutsal Ruh’a benzer bir şekilde Olorin isimli bir ruh olarak ortaya çıkmıştır. Onun insan vücuduna bürünmesi ise sadece Orta Dünya’daki insanların ona ve onun görevine daha kolay inanmasını sağlamak için yapılmış bir harekettir.

İsa ile Gandalf’ın benzerliği sadece Dünya’ya gönderilişleri ile sınırlı değildir. Gandalf da tıpkı İsa gibi, gittiği her yerde herkese yardımcı olmuş, umudu tazelemiş ve kötülükler ile savaşmıştır. Ayrıca İsa’yla benzer bir şekilde, Gandalf’ın  da birden çok ismi olmuştur. Örneğin çok fazla seyahat ettiği için Gandalf’a Elfler ve İnsanlar tarafından Mithrandir denmiştir, yani Gri Hacı. Bunun dışında Incanus, Lathspell, Mithrandir, Olorin, Tharkun gibi her birinin ayrı anlamı olan isimleri de mevcuttur.

Gandalf’ın İsa ile olan benzerliği ise Yüzük Kardeşliği’ne katılması ile daha da belirginleşmiştir. Bilindiği üzere, Yüzük Kardeşliği, Moria Madenleri’nden geçmeye çalışırken, antik zamanlardan kalan bir yaratık ile, yani Balrog ile karşı karşıya gelmiştir. İşte tam bu sırada, çevrelerinin ateşle, karanlıkla ve korkuyla dolduğu o an da, Gandalf, eğer kendini feda etmezse dostlarından hiçbirinin madenlerden canlı çıkamayacağını anlamıştır. Böylece de Khazad-Dum Köprüsü’nde Gandalf, şeytani bir varlık olan Balrog ile yüzleşmiş ve kendini feda etmiştir. Köprüden düştükten sonra ise Gandalf, en dip ve karanlık köşelerden, en yüksek kulelerin tepesine kadar Balrog ile savaşmış ve sonunda onu öldürmeyi başarmıştır ama bu hareket kendisine canına mal olmuştur. Neyse ki Valar, Gandalf’ın görevinin bitmediğine karar vermiştir ve görevini tamamlamak için Gandalf’ı Orta Dünya’ya geri göndermiştir, hem de eskisinden daha güçlü ve görkemli bir şekilde. Eskiden Gri büyücü klasmanında olan Gandalf, artık bir Ak Büyücüdür.

Gandalf’ın hikaye sizlere de tanıdık geldi mi? Bir grubun lideri, kendini diğerleri için feda ediyor, kötülükle savaşıyor, ölüyor lakin daha güçlü bir şekilde tekrar diriltiliyor. Tanıdık gelmediyse, gelmeli. Zira Tolkien burada, İsa’nın çarmıha gerilirken ki fedakarlığını, karanlığa düşüşünü ve yeni bir vücutla diriltilişini (bir diğer deyişle Hristiyan teolojisindeki mesihliğini) Gandalf üzerine anlatmak istemiştir. Zira tıpkı İsa’nın Şeytan ile savaşması gibi, Gandalf’da Orta Dünya’nın en eski iblislerinden biri olan Balrog ile savaşmıştır ve her ikisinin de sonu bu savaş neticesinde ölüm ile olmuştur. Bu ölümün ardından İsa Cehennem’e doğru düşmüş, Gandalf ise buna bir benzetme olan boşluğa doğru düşmüştür. Sonucunda ise hem, İsa hem de Gandalf görevlerini tamamlamak üzere yeryüzüne Tanrı tarafından geri gönderilmiştir.

Tolkien’in yazarlıktaki ustalığını işte böylece bir kere daha görmek mümkün. Dini o kadar basit bir şekilde yedirmiş ki kitaplarına, okuyucuyu rahatsız etmeden, sıkmadan mesajını ustalıkla verebilmiş. Peki siz bu benzetme hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızla bizimle paylaşmayı unutmayın…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here